DILBA: Koçer kiziyim, istedigim yerde yasarim
Müzigin beni kurtardigini söyleyebilirim. Müzik isitir, bütün insanlarin ihtiyaci var müzige. Özellikle günümüzün temel ihtiyaci olan huzuru, aski ve sevgiyi saglar. Öyle bir ask ki, onda hepimiz birlesebiliriz, birbirimize daha da yakinlasabiliriz.
MEHMET SEBATLI

bundan üç yil önce tv ve gazeteler Isveç'te uzun siyah saçli, ince bedenli güzel bir Kürt kizinin yükselisini haber veriyordu. Hüzünlü sesi ve ates gibi parlak gözleri habercilerin dikkatinden kaçmamisti. Adi Dilbahar Demirbag, kisaca Dilba. 27 yil önce Karliova yakinlarinda, Serafeddin daglarinda Beritan asiretinin kurdugu bir çadirda dogmus Dilba. Ailesi onu Isveç'e getirdiginde henüz dört yasinda. Ingilizce sözler ama Kürdi bir sesle okudugu parçalari top seller listelerinin basindan inmedi. Isveç'te ilk albümüyle birlikte yilin en iyi kadin sanatçisi seçildi, bütün gazete ve tv'lerde onunla yapilan röportajlar yayinlandi. MTV, Dilba'nin müzikteki geleceginin çok parlak olacagini söylüyor. Dilba, simdi üçüncü albümü için gözlerden, seslerden uzak çalisiyor.

Çadirda dogmussun... Dört yasina kadar da Kürdistan'daymissin. Hatirliyor musun o günleri?

Evet biraz hatirliyorum. Bana anlatilanlarla beraber, bir çok seyi de kendim hatirlayabiliyorum... Bazen yaklastigimda, son anda dokunmamam için birilerinin beni çektigi atesi halen hatirliyorum... Dede ve ninelerimi hatirliyorum.

Kürtler seni sevdi ama kimi zaman yeterince Kürtçe okumadigin, farkli oldugun için de elestiriliyorsun. Bunun farkinda misin?

Evet farkindayim. Ama daha çok, yaptigim müzik türüne alisik olmadiklari ya da bu tür müzigi sevmedikleri için elestirdiklerini saniyorum. Onlar beni daha çok, kendilerinin olmak istedikleri yerde, olmami istemeleri de buna neden olabilir. Aslinda bu hususta beklentilere cevap olmakta kendimi yetersiz hissedebiliyorum. Benim, biz Kürtlere yönelik çalismalarimin yetersiz oldugunu düsünebilirler. Ki haklilar da...

Sarkilarin hüzünlü, yüzün mahzun, gözlerinse duygu yüklü. Peki yasamda nasilsin?

Aslinda sarkilarimin tam aksine, nese dolu, civil civil, bazen duygusal, ani hareket eden biriyim. Bir çogunun yaptigi gibi ben de kirmizi rengini seviyorum. Yani öyle tarif ettiginiz gibi yari mistik bir kadin degilim. Daha çok özellige sahip oldugumu düsünüyorum. Ama bu kadar sansa sahip her Kürt çocugunun bu gelismeyi yakalayabilecegini de düsünüyorum. (Tuhafiniza gitti mi? Gülümseyerek diyor.)

Piyano ve gitar çaliyorsun. Bestelerini kendin mi yapiyorsun?

Evet hem enstrument çalabiliyorum, hem de bestelerimi kendim yapiyorum.

Müzigine hiç dokunanlar oluyor mu? Mesela söyle degil de böyle yap dediklerinde ne yapiyorsun?. .

Evet bazen öyle olabiliyor. Insanlarin ne yaptigim, ne yapacagim hususunda görüs belirtmeleri çok normal bence. Genellikle dinliyorum. Ama dogru bulmadiklarimi da kulak ardi ediyorum. Genelde, beraber çalistigim insanlarla iyi bir diyalog içerisinde oluyorum. Ama müzigin sekillenmesi söz konusu olunca inisiyatifi elden birakmamaya çok özen gösteriyorum. Her zaman birilerinin bir görüsü vardir ve bu da bir görüstür, inatla dikkate alma durumu bence isleri zorlastirabilir, geriletebilir bile bazen.

Dogdugun ülkenin disinda büyümüssün ve üç dil biliyorsun. Peki kendini hangi kimlige daha yakin hissediyorsun?

Ben Isveç'te yasayan bir Kürdüm. Kimligimi de herhangi bir cografya parçasi belirlemez. Daha çok kalbimdeki his bunu belirliyor. Ben bir Koçer kiziyim. Her yerde yasayabilirim.

Hem elestirmenler, hem de dinleyiciler tarafindan benimsenen bir sanatçi olmak nasil bir duygu?


Bu sekilde düsündükleri müddetçe elbette çok güzel bir duygu. Ayni zamanda öyle bir konumu kaybetmek de çok kolay. Bu risk her zaman var.
Ikinci albümünden sonra Isveç'te yilin en iyi kadin sanatçisi seçildin, "I"m sorry" parçasi radyolari isgal etti, gazetelerde üst üste röportajlarin yayinlandi...Çok muhtesem bir seydi. Tek kelimeyle sok oldum. Birden bire bir çok insanin gözünde bu kadar deger kazanma normal bir durum degildi. Ama kisa bir sürede bunun aslinda en önemlisi olmadigini, daha önemli olanin müzigin kendisi oldugunu farkettim.

Oldukça inatçiymissin. Yoksa basarinin sirri bu mu?

Gerçekten basarimin sirrinin bu olup olmadigini tam bilmiyorum. Ama bana ruh verenin bu oldugunu söyleyebilirim. Aslinda bir çok kisi, kadinlarin bu denli güçlü düsünce yapisina sahip olmasini beklemiyor. Hatta kabul bile edemiyor. Beni taniyan herkes hep öyle oldugumu bilir.

En çarpici özelliklerin?

Birilerini kirmayi, küçuk görmeyi, horlamayi sevmem. Ayni zamanda benim de herkes gibi, olmak istedigim gibi olmaya, istedigim sekilde yasamaya hakkim vardir diye düsünüyorum. Beraber çalistigim insanlar inatçi yapimin adeta bir üretim kaynagi oldugunu sik sik belirtiyorlar. Özellikle, bagimsiz çalisabilme tarzi müzikte çok önemlidir. Gerçek yaraticilik derim buna. Ama tecrübeli, yasça daha büyüklere danismaya da çok önem veriyorum. Bu da gerekli.

Hangi vakitler çalisiyorsun?

Basta geceleri çalisirdim ama artik gündüzleri de çalisiyorum. Artik daha yasliyim ya!

Çalisirken nasilsin?
Avrupa insaninin bildik disipliniyle mi, yoksa rahat mi?


Çalisirken çok disiplinliyim diyebilirim. Aksi halde isler yürümezdi herhalde. Sonuç alici olamazdim.

Müzigin dünyayi, en azindan toplumu degistirme gücü olduguna inaniyor musun?

En azindan müzigin beni kurtardigini söyleyebilirim. Müzik isitir, bütün insanlarin ihtiyaci var müzige. Özellikle günümüzün temel ihtiyaci olan huzuru, aski ve sevgiyi saglar. Öyle bir ask ki, onda hepimiz birlesebiliriz, birbirimize daha da yakinlasabiliriz

Bir eseri üretme sürecini bize anlatabilir misin?

Tabii ki. Ya elime gitari ailirim ya da piyanonun basina geçerim. Genelde hem bestenin sözleri hem de müzik ayni anda gelir. Besteler, küçücük hikayeler, bir yerlerde gizlenen, kesfedilmeyi adeta bekleyen icatlar gibidir. Iste ben ordan, oturdugum yerden, bunlari kesfetmeden kalkmiyorum. Daha çok kendim yaziyorum sözlerimi. Ama, artik diger sanatçilara da yazdigim için ayni zamanda degisik yazarlardan da beste sözleri aliyorum.

Bestelerin caz, soul ve pop karisimi. Bu kariklik kendine özgü bir stil tutturmani zorlamiyor mu?

Aslinda tam tersine. Bundan olacak ki, dinleyicinin gözünde kendi öz tarzimi tutturmusum. Çünkü ben müzigimi, herhangi alisilagelmis bir kategoriye koymuyorum. Etiket vurmuyorum müzigime. Böyle olunca yapacagim çalisma kendi yolunu zaten kendi buluyor.

Bir süredir adindan pek sözedilmiyor. Neler yapiyorsun?

Daha yeni bitirdim yeni albümün sözlerini. Sonbaharda stüdyo-kayit islemleri basliyor. Umut ediyorum ki baharda dinleyicilerle tekrar yeniden bulusacagiz.

Beste yaparken bilincinin derinliklerinden, damardan derler ya, hiç ilham aliyor musun?

Kürdi bir tat var çünkü bestelerinde.

Evet dogru; dramatik ve çok cesur olmasindandir bence. Ayni zamanda hem güzel hem de hüzünlü.

Nihayetinde ben de bir Kürd'üm. Müzigimde Kürt tadi olmasi gayet tabii. Bununla da özellikle gurur duydugumu belirtmeliyim..

Geri