Dr. Rodi Demirkapu ( 1 )
2001-05-12
Bugün bir yurtseverin daha tabutu, ülkeye dogru yola çikti. Kendi topragina gitti. Kimbilir ne kadar rahat yatacak, o ebedi istirahatgahinda. Köln'de bugün kendisi için muhtesem bir tören yapildi. Onu sevenler onun tabutu basindaki çiçekler ve güller kadar güzeldi. Herkes onu anlatmaya çalisti. O hep kimse beni anlamadi diyordu. Görüldüki, onu anlayan çok insan vardi. Ben Rodi Demirkapi'yi tam otuz yedi yil önce okumak üzere geldigi Istanbul'da tanismistim. Bir gurup Beritanli genç gelmis diye haber almistik. Bizimde cezaevinden ikinci çikisimizdi. Kalktik Süleymaniye'deki ögrenci kahvesi olan mekanimiza gittik, içlerinde bir tanesi de Haci Kantoz'du. Yüzü aydinlik ve gülençti. Sordum; "Sen Abdullah Kantoz'un neyisin" dedim. "Ogluyum" dedi. Babasi Abdullah Kantoz; gönlü gani, mert sövalye bir Kürttü, yurtseverdi, Musa Anter'in dostuydu. O'nu Musa Agabey tanitmisti bana.
Dr. Rodi'yle sonradan Erzurum Tip Fakültesi'nde görüstük. Fakülteyi bitirdi, gitti topragina yerlesti. Insanlarina hizmet etti. Kürtlük onun yasam gidasi, havasi ve suyu idi. Onunla nefes aliyor, onunla dünyaya bakiyordu. Hep haberlerini alirdim. Herkes anlatiyordu. Dr. Rodi, gece gündüz demeden her hastaya kosuyordu. Bir çok kimseden para almiyor, parasi olmayanlara bedava ilaç da veriyordu. Dr. Rodi esine ender rastlanan bir Kürdistanli idi. Ava gider, ata biner, yaris atlari besler, yaylalari cennet bilir, daglari yüregi bilir, onlari sevda gibi tutku gibi kucaklardi. Kimbilir belki de onun sanatçi ruhu, bu yüce daglarin doruklarindan mi, günesinden mi bilinmezdi. Merhamet kuyusu bir yüregi, sicak bir dostlugu vardi. Onda bir sey daha görmüstüm ben; degil bir Kürt için, bir insan için kötülük düsünmeyen, dedikodu yapmayan bir Kürttü. Iste, O da böyle bir Kürttü...
Insanlarin ölüm çemberine alindigi günlerde Rodi, Kovancilar'da Halkin Emek Partisi'nin (HEP) ilçe örgütünü kurdu ve baskanligini yapti. Onun halki, yepyeni bir süreçte legal partiler kurup yasatmak istiyordu. Dr. Rodi geride kalmadi, üstüne düseni yapti. Kontr-gerillaya hedef oldu. Kontralar evine girip, onu kursunladilar. Gözü önünde on sekiz yasindaki oglu sehit oldu, kendisi agir yaralandi. Onun yüreginin yarisi Surzan'la gitmisti, bu cinayet onun ruhunda derin yaralar açti. Kontralara göre Dr. Rodi Kürt savasçilarini tedavi ediyordu. Öyleyse, onu öldürmek lazimdi, çünkü Kürdün bir tek hakki vardý, o da ÖLMEK.
Dr. Rodi, çok sevdigi ülkesini, halkini komsularini, hastalarini uzaklarda birakarak, Kürtlerin sürgün hapishanesi olan Avrupa'ya geldi. Kürt aydinlarinin düzenledigi, Belçika'ya uzun yürüyüste yer aldi, bu yürüyüs Köln'de baslamis, Brüksel'de bitmisti. Grubun sevgili Doktoru Rodi, her aksam mola verilen yerlerde arkadaslarinin ayaklarini tedavi ediyor, adeta onlari ertesi günkü yürüyüse hazirliyordu. Sesi güzeldi, Kürt halkinin kahramanlik türkülerini söylerdi. Siirler yazar, siirler okurdu, cenaze töreninde bir kaç dakikada onun bir siirini dinledik. -Sürecek-
O siir Dr. Rodi'ydi, Serefdin Daglari'ydi, Gerilla idi. Siirin adi, ama kendisi bir gerilla güzellemesiydi. Dr. Rodi'nin siiri ve yasami, dili, edebiyati, sanati hatta fikir ve felsefesi üzerine bir çok sey yazilmalidir. Dr. Rodi Kürtlük vadisinde iz birakan, bölügü belli bir Kürt yurtseveriydi. Hep bir Kürdistanli gibi yasadi. O, Kürt köylüsünün Kürt doktoruydu, halki gibi yasiyordu. Bu yasami hem seviyordu, hem de hiç degistirmedi, yapmacik, özentili, bir yol hiç seçmedi, o hep oldugu gibiydi.
Iki dönem sürgünde Kürdistan Parlamentosu üyesi idi. Birlikte çalistik, sukuneti ve efendi tavri ile her konusmayi dinler, bazen Kürsüden göz göze gelirdik, kim bilir neler düsünürdü. Kürtçe yazdi siirlerini, dili duru ve güzeldi. Siirde Kürtçe'yi bir igne oyasi gibi kullanirdi, onun okudugu Kürtçe siiri herkes anlardi. Cosku, gümbür gümbürdü. Viyana'daki genel kurul sirasinda geçirdigim bir rahatsizliga ilk müdahalesi onun eli ile olmustu. Kimbilir belkide Diyarbakir'da idam edilen Dr. Fuat'a olan saygimdan dolayi, Kürt doktorlarina karsi ayri bir sevgim vardi. Adlari ile degil, onlara "Doktor" diye hitap ederdim. Dr. Rodi koskoca Istanbul sehrini sasirtan bir adamdi. Teksas sapkasini takar, atina biner, bazen mavi Bogaz'da, bazen de Taksim'de görünür herkesi sasirtirdi. Bu onun ülke yasaminin bir tutkusuydu. -Sürecek-
Rodi - ( 2 ) 2001-05-15
Kürt halkinin degerli evladi Dr. Rodi'nin ani ölümü bence bir çok soruyu gündeme getirdi. O da Kürt davasina gönül vermis uzun yillar çinar agaçlari gibi, zora ve zülme ragmen ayakta kalabilmis Kürt aydinlarinin hazin sonu ve hazin ölümleridir. Botan beyleri Bedirxaniler'in Girit Adasi'na sürgünlerine kadar gitmeyecegim.
Mesrutiyet döneminin ünlü aydinlarindan Xoybun'un Agri baskaldirisi için Agri'ya gitme görevi verdigi Mumduh Selim Bey, Sam'da bütün oryantalist (Dogu bilimci)lerin kitap ve belgelerinden istifade ettigi bu kütüphaneyi, kitaplari Sam Çarsisi'nda kilo ile satarak ekmek alabiliyordu. Ve malesef sefalet içinde öldü. Bu Kürtlerin basini çok mu dik tuttu. Ömürlerini Kürt davasina veren, Osman Sebri, Musa Anter, Fehmi Bilal ve daha onlarcasi ayni akibeti paylastilar. Dr. Rodi'nin ölümü bir baslangiçiýr. Bunun devami -arzu edilmez ama- gelecektir.
Gözümüzü dünyaya açmak ne zaman olacak, hiç begenmedigimiz sistem yüz elli, iki yüz yil önce Darül-Aceze (ihtiyarlar yurdu), Darül-Safaka (Sevhat kapisi), Darül Bedai (Güzel Sanatlar Yurdu)'nu kurdular. Onbes yil savasmis bir halkin kaç rehabilitasyon merkezi var? Açikça anlayisimiz sudur, "Ölen ölür kalan saglar bizimdir" yola devam, halbuki yolun sonuna geldigimizin bile kimse farkinda degil. Cenaze töreninde Kürdistan Yezidiler Birligi'nin temsilcisi herkesin düsüncelerine tercüman olan bir konusma yapti, Konusmasini "Galiba cenaze kaldirmada en çok tecrübe sahibi olduk" dedi
Yeni derslerin çikarilmasi gerekir, ama herkes ve her kesim için Dr. Rodi bir çok seyden rahatsizdi. Hiç birimiz elinden tutup onu bir doktur'a götürmedik, ama ardi (ardindan) sira methiyeler dizip gözyasi döktük. O esasinda toplumu kökünden sarsacak, titretip kendisine gelmesini saglayacak bir ölüm seçti. Bütün bu tahribatlarin savas ve sürgün yasami tahribati oldugunu söyleyebiliriz. Daha dogrusu bu sendrum, Kürdistan Sendrumudur. Sürgünde yasayan insanlarimizda müthis bir ülke özlemi var. Orada yasiyor, buna da uyum sagliyamiyor. Bu yasam onun için yabanci, onun için sikici, neticede ruhen ve bedenen onun uzaginda duruyor ve gittikçe de yalnizlasiyor. Dr. Rodi, bu ortamin Kürdistanli bir tipolojisi idi. Her fani gibi O da ailesine ve dostlarina bir mektup birakti.
Bektubu dikkatle okudum. Üç paragrafin da sonunda takrarlanan cümle su idi. "Biji Kürdistan, Ya Kürdistan ya neman" adaletsiz bir dünyaya isyan ettigini yazdi mektubunda. "Ben Avrupa'ya gelmeseydim, bu hallere düsmezdim" yollu düsüncelerle süslemis mektubunu, gerisi aile sevgisi ve Allah'a ismarladik deyisidir.
Dr. Rodi ayni zamanda bir sanat adamiydi, Kürtçe ve Türkçe siirler yazdi. Onlar Ez Gerillame, Ez Gulum Gul adli kitabinda topladi. Siirinde ulusalciligin, insanligin sesi vardi ve o siirle Davud'i sesi ile gümbür gümbür okur, sonrada duygu ile aglardi, bütün sevenlerine bagliligi vardi. Onun arkadaslari, dostlari, ailesi onun için bir cenaze töreninde bir araya geldiler. Sonra onu dogdugu, her zaman özlemini duydugu topraklara dogru yola çikardilar, onu yolcu ettiler. Çok mutlu oldugunu biliyorum. O çok sevdigi topraklarda defnedilirken, onun legal Kürt mücadelesini dile getiren arkadaslar, dostlar yüce hizmeti oldugunu söylediler.
Eger mümkün olsaydi, bir dakikaligina basini kaldirip iri ve isiltili gözleri gülerek sunu söyleyecekti: "Bakin ben becerdim, iste geldim, buradayim sözümü yerine getirdim."
Ez gul im, gul..Gulek bi hezar dilî (Ben bir gülüm, ama öyle bir gülki, bin tane yüregi olan bir gül.) Yasa kaya
Geri