Bizimkiler Böyle Ölür... 2001-05-12

Doktor Rodi (Demirkapi) de bizi terk etti. Onun da ruhu, yeryüzündeki sinirli yasami daha fazla sürdürmenin bir anlami kalmadigini görmüs olacak ki, bedeninden özgürlesti. Rodi'nin de yüksek ruhu, daha seviyeli, daha coskulu ve daha huzurlu deneyimleri yasamak amaciyla sinirsiz sevginin kaynagina döndü. Her ne kadar ailesine ve onu seven insanlara aci verse de, eminim bu yolculuk ona iyi gelmistir! Zira, gerçekte bir sevgi ustasi olan Rodi, fiziksel ve bedensel doyuma degil, ruhsal doyuma deger verir ve sürekli olarak ruhunu zenginlestirmeye çalisirdi. O, kendisi için en iyisinin ne oldugunun da farkindaydi. Böylesi yüksek bir bilincin de sahibiydi ve yasamiyla ilgili yaptigi seçim de onun bilincine uygun oldu. Bize düsense onun seçimine saygili olmak ve onu anlamaya çalismaktir.
Doktor Rodi de milyonlarca diger Kürt gibi, halkinin hakli kavgasinda onurla ve yürekle yeralmis ve bu ugurda agir bedeller ödemis biriydi. Ve yine o da, diger Kürtler gibi son bir kaç yildir bir bosluga düsmüs ve kendi içine dönmüs durumdaydi. Ne de olsa bir zamanlar yolu devrimden geçenler bir yerlerde bulustuklarinda, simdikinden çok daha farkliydilar. En azindan onlari ayakta tutan ortak duygulari, degerleri, birbirlerine uzanan elleri, açilan yürekleri vardi. Ne var ki, bu yol, simdi, acidan, kahirdan, belirsizlik ve yalnizliktan geçiyor. Böylece hayat da her geçen gün, yorgun bedenlerimizi daha da ezen agir bir yük haline geliyor. Oysa, tam da simdi kendi basinin çaresine bakmak egilimini güçlendirmemek, birbirine sarilmak ve yaralari birlikte sarmak gerekiyordu. Hep paylasmayi ve hesapsiz yaklasmayi düsünmüs ve de uygulamis olan Rodi'nin böyle bir tutumu tasvip etmesi de mümkün degildi. Onun insan yani da, Kürt tarafi da olup biteni hazmetmesine izin vermiyordu. Rodi, iyi bir insan oldugu kadar, saygin bir ulusalciydi da. Son zamanlarda yalnizdi. Etrafinda da ne onu anlayacak, ne da yapmak istediklerini anlamlandiracak birileri vardi. Oysa onun yapmak istedigi belliydi. O, artik ruhunun arzularina göre hareket etmek, yasami kesfetmek ve tanrisal gerçegi bilmek ve aktarmak istiyordu. O, insan ruhunu iyilestirmenin, çekilen acilara merhem olmanin, insani yüceltmenin pesindeydi. Rodi'nin ruhunun bu yönlü özlemleri vardi. O, ne oldugunu bilmek için önce ne olmadigini bilmek gerektigini fark etmisti. Bunun arayisindaydi ve bu amaçla 'felsefe yapiyor'du. "Hebun Mutlaqe" (Olmak Mutlaktir) adli kitabini bu konuya ayirmisti. Ne aci ki, kitabina ciddi yaklasilmadi. Ancak o da israrindan vazgeçmedi. Yakaladigi her kese "varsin" diye baslayan ve "yoksun" diye de biten uzun seminerler verdi. Bu tavri da garipsendi. "Aklini yitirmis" diyenler oldu. Onu anlayan, anlamaya çalisan olmadi. Gerçekte Rodi, Yüce Gizem'in farkina varmis; iki zit gibi görünen gerçegin ayni anda, ayni zamanda ve ayni yerde iç içe oldugunu -sezgisel olarak- fark etmisti. Olan ve olmayanin biraradaligini hissetmisti. O, ruhsal duyarliligiyla hem isigi ve hem de onu yaratan karanligi birlikte görmüstü. Ancak, gördügü ve hissettiginin yol açtigi coskuyu bizimle paylasmak istemis, ne ki umdugunu bulamamisti. Evrenin ve insanin gizemli gerçegine ulasmak için "aklini kaybetmeyi" göze alan Rodi'ye, biz kulaklarimizi ve de yüreklerimizi kapatmistik. Ve Rodi, biz "akilli" kalmayi sürdürdügümüz için üzülüyor, hatta kiziyordu. Hakliydi da. Zira "akilli" olan bizlerin hali de ortadaydi. Gerçekte acinasi durumdaydik. O ise, yüreginin sesini dinleyerek, yasamin illüzyonundan kurtulmus ve farkindalik bilincine ulasarak her seyin BIR oldugu kaynaga dönmüstü. Topragi bol, ruhu da sad olsun.
* Teknik bir sorundan ötürü bana gönderilen e-mailleri alamamaktayim. Yakinda bu sorunun çözülecegini ve yanit bekleyenleri daha fazla bekletmeyecegimi umuyorum...

Geri