Bir korodur bu, dertlerin birbirine karistigi… Görisan degil mi rezilligi?.. Aha bunun gibi 14 dama tastamam 5 milyon lirra parra almistir aga!"
Hala hayatimiz yoktir…Hayat tunne!
30 Nisan 1986 Milliyet
Uzun bir hesap: Mektup kadin in tam 52 torunu var… Ve bu koca aile Cebbar köyünde, ahir bozmasi tas damin altinda yasamaya salisiyor… Bu nasil iskandir? Ve 29 Aralik 1985 te Beritanlilar, Evren Pasa ya bir dilekçe sunmuslar… "Acep almis midir? Okumus mudur? " diyorlar… Benden duyurmasi!..
Hatun kadin Türkçeyi radyodan ögrenmis. Onun da evi yok, listeden çikarilanlardan biri. Bu ekmekevini kendi basina yapmis…
Hatun kadin, unutulmaz bir insan ve kiremitli evi en çok hak edenlerden, ne ki ev "ev tunne!"..
Ali, su gaz lambasini yaksinlar, göremiyorum yazdiklarimi!. Lamba da yararsin, o tepeden giren, tepeden süzülen isikta seçebiliyoruz içerdekileri ve yagmur çiseliyor. Filiz, çakmak isiginda netini yapiyor fotograf makinesinin, basiyor. Hayir, çakmiyor flas! Yeniden… yeniden , hayir; o da yasamasiz, islevsiz! Kaynar sular iniyor tepemize, ama kime ne? "Ali be, bu kimin yazgisidir?" "Valla bizimdir Fikret beg,vallah bizimdir!" Nefeslerimizle isiniyoruz, aniyoruz eski günleri…
Ertesi günü yeniden gelmek sözüyle ayriliyoruz Cabbar dan ve yara uçmadan, çamura gömülmeden yavas yavas ilerliyoruz ve ulasiyoruz asfalt yola, kazasiz belasiz! Ertesi sabah, Hatun kadingillere iniyoruz. Hatun, ekmek ediyor kapinin önünde. Otlar yigmis, üzerine naylonu germis.
Distan o ahir görünümlü evin içi, çiçek gibi. Camli pencereden günes süzülüyor, dis kapiya yöneldigimi göründe, lastik pabuçlar uzatiyor Hatun, gülümsüyor: "Tuvalete gideceksin, bak Fikret agabey, buraya tuvalet de yapmisimdir!" Kapinin sag tarafinda yeni çalidan çgrpidan bir yer, küçük su dökmek için! " Yassa be Hatun!" Çaylar… Ayranlar… Ve Hatun, Filiz e sesleniyor: "Filiz Hanum, kahvemizde vardir ama fincan tunne, fincan yoktir!" Basiyor kahkahayi, sonra alti fincanla geliyor odaya, komsudan almis besbelli ve sobanin üzerinde pisiriyor, uzatiyor sonra, bir firt çekiyoruz, ne ki bunun kahve degil, "kakao" oldugunu açiklamiyoruz… Ve Mektup Demirkapi anlatiyor miril miril, tipki on bir yil öncesi oldugu gibi, sanki kaldigi yerden… Saginda, solunda, önünde, ardinda, her cinsten, her yastan bebeler… "…Görirsen. Burada da hayat tunne, hayat yoktir! Görürsen rezilligi? Hallarimizi görirsen?"
MEKTUP KADINA ISYAN YOK!
Mektup kadinin kacasi bes yil önce ölmüs. Damadinin yaninda kaliyor, ona siginmis. Hem anlatiyor, hem hisli hisli örüyor elindekini. Tipki odayi dolduran öteki kadinlar gibi… "Ali Bey, söylesene sunlara, on bir yil önce basladiklari çoraplari hala bitirememisler diyor Fikret Bey de!" Dedi… Bir an duraksadiktan sonra, bastilar kahkahayi, ama bu gülüsler uzun sürmedi! Mektup kadin, tastaman 60 kisilik bir ailenin en büyügü. Elazig in Palu ilçesinin bir köyünde simdi temelleri bile kalmayan bir dede yadigari evin hissedarlarindan! Bes hisseden birisi Mektup kadinin, ev ise iki göz! Hissedar ya,beste bir hissesi vary a , ol nedenle Mektup kadini listede çikarmislar, yani iskana tabi tutulmamis kisacasi! Sesler degil, dertler karisiyor bir birine, bir korodur bu:
"Görisen degil mi Fikret beg rezilligimizi?Görisen? Aha Aha bunun gibi on dört dama tastamam bes milyon lirra almgstir aga, kira bedeli ve tas ahirlara,yikik ahirlara, damsiz ahirlara, bes milyon lirra parra! Yoli gördin, bizde sizi görmüsüsdür tepeden nasil geldiginizi, simdi bak, hayvandir arpa ister, saman ister, bunlara ahirda bakilir, pekki nassil gelecek hayvan yemi kamyonla, bu rezil yoldan, vallahi gün olir gelmez, kamyon çok ama çok parra ister, çakilir kalir; agadir, Istanbul da, Anara da otirir, hiiiiç gelmez burralara; adami vardir; dedik be adam bu yoldur, neden yaptirmirsen? Der siz yaptirin, yahu, neden biz? Ama bes milyon alirken demistin tamam, hayir yaptiraaaan yoook bakaaaan yok… Bakan tunne! Hirkiz da çoook, çoktir hirkiz, koyyin salir, çobanlarin silahi yoktir? O çaliir, tüfek atiir, kaçip gidiiiy, kodunsa bul! "Ev mi, almistir Ali bizleri de listeya, derken ne olmistir, baktilar Beritan halki ev sahibi, tarla sahibi oliy,agalar kudurir, bunlar elden giderse, kimi yolaçaktir gaz gibi? Bak ne yapmislardir, önce bizi birbirimize düsürmüslerdir; mali mülkü olan Beritanlilar ev alamayacak, iste onlarda kudurmuslardir vukuf ehli, onlar demislerdir aha sunun dedesinde evi vardir, haydi bir zabit, atin bunlari listadan; nedan, Beritanlilar parçalasin, dagilsin, yerlesmesin,yerlesmesin ki göçerlige rezillige devam etsin, tamamdir, anladin? Aha böölee… Ali Yazici demistir, yahu bu ne biçim istir, heyet bizim kooperatif üyelerinden olaçakti, kim secti bunlari, demislerdir fazla konisma, biz listeden çikardik sunu sunu. O yeniden bas vurmusmustur; demistir bu haksizliktir, olmaz, bakalim Mevlam ne gösterecek, peki bu bize hakaret degildir? Bunlarda vicdan vardir? Vallahi vicdan tunne, vicdanlari yoktir.
YINE HESAP
Yine hesap yapiyoruz geçimden yana, anhasi minbasi hesap su: "Bes milyon bu köye vermisiz on aile, kislik için agaya… Simdi yaylak zamani gelecek çikaçagiz Serafettin e ve yaylak parasi artmistir, üç ay iççin ikibuçuk-üç milyon lirra parra, Solhan belediyenin yaylaklari daha pahalidir. Dört-bes milyon… Sen hiç sormadin Angara da agalar nerede almis bu yaylaklari, yani devletin topraklarini, bu hirkizlik degil de nedir? Agalar çalir devletin topragini, devlet neden sahip çikmaz topragina, bu olir? Aga alir iki milyon.üç milyon atar keseye, ne makbuz ne senet ne sepet, parralar cebe! Bu olur?"
Sizlere… Köçer kadin… Mektup Kadin… Yanlis hesap Bagdat tan döner imis. Haksizlik, daha yakindan dönecek… 52 torunun gözlerininden öperim.
MEKTUP ALDI SÖZÜ, BAKALIM NE DEDI?
Nereden adalet? 52 torun sahibi olmus Mektup Kadin! 60 kisilik ailenin en büyügü. Torunlarindan birisinin adi Adalet. Ama,iskan yönünde adaletli olmamis Mektup Kadin in yazgisi, Adalet bir torun adi olarak kalmis!
Mektup aldi sözü: "Aga diyor yaylaga çikarken, diyor peynirlerinizi bize sataçaksiniz, satmadiniz, sittirolun gidin buradan! Biz korkiriz, biz fakiriz, biz güçsüsüz, ne yapak, veriyoruz ucuz ucuz… Adamlar diyor, gelecek yilin yaylak kirasini pesin vereceksiniz. Haaaydi, ver bakalim pesin pesin; Allah var, sahittir, ellimizde saman parrasi bile kalmamistir, iste gördün hallarimizi… Geliyor agalar, kizlar kaçirir, karri kaçirir, silah zorriylan… Geliyor agalar sekiz ay önceden pesin pesin aldigi parra yetmemistir, diyor su kuzzuyu bana veracaksin… Neden verecagiz? Diyorlar kadin çok konusma, eh biz fakiriz, biz güçsüsüz, yanimizdan devlet yoktir, tunne…Yetti bitti sandin, yetmedi, diyor agalar bize biraz borç parra verecaksiniz; ne yapacak vermeyip, ikiyüz, dörtyüz bin lirra parra, ne zaman geri veracak, Allah bilmez hasa, belki illerde düsaçaktir yaylak kirasindan, kim bilir, kimse bilmaz!
"Sordun, dedin peynir simdi kaç liira parradir? Bilirsin, bizde hile tunne, peynir yaglidir ve killosu simdi olmistir 370-400 lirra parra on kiloyu sayarlar, dokkuz kilo! Bu bizim peynir Diyarbakir da sekkizyüz, adam kaynatir satar ikki bin lirra para, bu haksizlik hirkizlik degildir?"
"SIZE MANDIRA YOK"
"Ali Yazici ne diyor bunlar,kooperatif baskani sen, uyuyor musun?" Ali aci aci güldü: "Mandira için basvurduk, Ali Topuz zamaninda, verileçekti seyyar mandira, islemleri bitmis idi, sonra onlar gitti, dediler siz göçersiniz, size mandira veremiyeçegiz!" Hatun sofra hazirladi, her sey tastamam sakiz gibi, burada da herkese ayri tabak, ayri çatal.kasik, hatta biçak, su bardaklari, peskirler! Burasi karakilçadir degil ve düzgün türkçe yi sadece Hatun konusuyor, nereden, nasil ögrenmis, anlatti: "Radyodan! Bir radyom vardi, ben hep dinlerdi bunu, ondan ögrenmisim konusmayi Türkçe, sonra radyom bozilmistir, göttürdük Diyarbakir, sonra gittik almaya, adam demistir benden sizin radyonuz falan yoktir, dedim nasil yoktir, dedi yoktir! Hirkiz, hirkiz her yerde var, radyo gitti"
Hatun, Palu da Kuran kursuna gitmis; Mevlit okumayi de bellemis, simdi on bir yasindaki Filiz Demirkapi dahil, sekiz kiza Kuran ögretiyor, gçnde bir saat ders verip! "Nasil ögreteyim socuklara Türkçe, ben zaten tam bilmiyor, olur mu? Un yok, okuma yoktur, yazma yoktur, mektup yok, doktor yok, ebe yok! Eeee belki ben ölüyorum cami yoook, hoca yoook, peki ne var? Belki bunlar okuyaçak ben ölince, ben ne yapayim, iste böyledir!"
Disarda gönül koymus bizim Filiz e, demis, "Filiz hanum,sen dedin on bir yil önce, size devlet ev verecek, ama bize sende ev vermedin, neden oldu bu? Bak ben yine rezil bir hayattayim, adalet var bunda?" Yoktu..
BIR HESAP DAHA
Basladik mektup kadinin torunlarini saymaya… Kirka çikti, sonra kirk bese, sayiyorlar,elli oldu sonra elli ikide dayandi kaldi, tastamam 52 torun!"Bak Mektup kadin, simdi bana bes tane torunun adini say bakalim, olur mu?" "…Torrun çoktir, sekkiz çocuktan … Ali…Mahmut…Zoredin…Nurattin…Eshat…Servet… Serbet… Sirin… Abdulla… Yunus…Halis…Hatun…Filiz… Hulya… Çiçek… Gülbahar… Halide… Fadile…Aynur…Gülçin…Adalet… Senay… Sidar… Mahmut Perisan…Vallahi torrun çoktir!Imdat…Kevzer… Zülkif…Mühüyettin… Darçin…Gülüs…Ahmet…Fasih…Asat …torrun çoktir!"
Ve bu nasil iskan ki bu koca aile Cabbar köyünde bir ahir bozmasi tas damin altinda yasamaya çalisiyor ve adalet,Mektup Kadinin torununun adi olmaktan öteye gidemiyor! Tastamam 53 aile bu durumda. Ve binlerce göçer, orada-burada binlerce asiret insaninin insanca yasamdan uzak, bozuk adaletsiz düzenin kurbanlari olarak TC vatandasi. Okulsuz,evsiz,barksiz,kredisiz, oysuz,dokrorsuz,ebesiz,ögretmensiz,isiksiz ve kadinlari, bizim kadinlarimiz, yolarda kan kaybindan düsüp ölen, bebeleri,kizamiktan, dil bilmez, dünya bilmez… Bizim insanlarimiz!
DIYORLAR…
Diyorlar, "Cumhurbaskanimiz Ayyin Kenan Evren Pasa ya Diyarbakir da S:S Beritanlilar,Kastel Molla Polat Merkez Erimli Üretim Tüketim Pazarlama Tarimsal Kalkinma kooperatifi Baskanligi olarak bir dilekçe sunduk. 29 Aralik 1985 tarihli, acep almis midir ve okumus mudur? Ah, bir okusa, ah bir okusa!" Benden yazmasi, duyurmasi… Haa bir sey daha yazacaktim, neydi acep? Haa geldi aklima, Ali Yazici da evsizlerden! (1)
-BITTI- (1) Fikret Otyam in"Kara Çadirdan,Kiremitli Evlere" adli röportajindan Milliyet için hazirladigi özet..
Geri