Toprak reformuna feodal engel.
Guneydoguluya gore, toprak reformu projesi "gercekci degil". Sorunun cozumunde, hukumetin butunluk saglayacagina inanmiyor, daha kolayci bir cozume yoneliyorlar: Kendilerine aganin topragi yerine Ceylanpinar Devlet Uretme Ciftligi'nin verilmesi Yazi: A. Rezzak ORAL GUNEYDOGU'da toprak mulkiyetinin sorun olmasi "yeni" degildir. Topragin "belirli" kesimlerin elinde toplanmis olmasinin yarattigi sikinti, uzun yillardir Turkiye'nin tartisma konulari arasinda yerini almistir. Sorunun cozumu konusunda ortaya atilan onerilerin en populer olani ise kuskusuz "Toprak Reformu Projesi"dir. Zaman zaman alevlenen tartisma 1970'li yillarda donemin CHP Lideri Bulent Ecevit tarafindan "hararetle" savunuldu. Ecevit daha o zaman projeyi "feodalitenin hayat damarinin kopmasi" olarak degerlendiriyordu. Aradan gecen 20 yilin ardindan Ecevit, Anasol - D hukumetinde Basbakan Yardimcisi olarak yer alinca, biraz eskimis, ama asla "unutulmamis" konu yeniden guncellik kazandi. Peki, proje gercekten uygulanabilir mi? Soruya sorunun icinden, yani Guneydogu'dan yanit aradik. Ali Dayi'nin kuskusu Diyarbakir Milliyet Burosu'nda Burhan Elis'le diziye iliskin planlamamizi yaparken ilginc bir konuk geldi. Sorunu 1970'li yillarda da, son olarak guncellestigi zamanda da Ecevit'e aktaran, Guneydogu'nun en buyuk gocer asireti Beritan Asireti'nin lideri "Xali Alo - Ali Dayi" lakapli Ali Yazici ilk izlenimleri aldigimiz kisi oldu. "Siyaset Meydani" programinda isadami Sakip Sabanci'yla kendi sivesiyle yaptigi tartismayla "unlenen" Ali Dayi'ya gore topraga duyulan buyuk bir ozlem var. Ama bu ozlemin karsilanmasi konusunda da kuskulari var. "Nedir kuskulariniz" diyoruz. Ali Dayi kisa, ama anlamli bir yanit veriyor: - Ben sorunu Ecevit'e anlatiyorum. Ama hukumetin kendi icinde sorunun cozumu konusunda butunluk saglayacagina inanmiyorum. Ali Dayi kisa ziyaretini tamamlayip gidince Diyarbakir Sanayi Odasi'nin yolunu tutuyoruz. Sanayi Odasi Yonetim Kurulu uyesi, Mulkiye mezunu Sehmus Diken, sorunun tarihcesine iliskin degerlendirmeler yaptiktan sonra tane tane son yargisini koyuyor: - Toprak reformu, tarim reformuyla birlikte dusunulmeli. Diken, sorunun `rakamsal' degerlendirmesinin guc oldugunu, cunku bu konuda istatistiki bilgilerin son olarak 1980'nin hemen basinda yapildigini vurguluyor. O zaman yapilan ve adina Koy Envanter Etudleri denilen degerlendirmede Turkiye genelinde topraksiz koylu orani yuzde 30 seviyesinde. Bu oran Guneydogu'da ise yuzde 42'ye dayaniyor. "Peki, son yillarda durum degisti mi?" diyoruz Sehmuz Bey'e. Biraz dusundukten sonra yanit geliyor: - Daha da bozuldu. - Gerekcesi? - Gerekcesi acik. Cunku tarimin aleyhine politikalar uygulandi, maliyet girdileri artti ve kucuk topraga sahip koyluler topragini isletemedigi icin daha buyuk toprak sahiplerine satti. Diken, reforma yonelik onerileri ise soyle siraliyor: 1 - Arazi edindirme fonu kurulmali, 2 - Buyuk arazi sahipleri ikna edilmeli, 3 - Topragin yaninda birtakim makine ve finans destegi de saglanmali, 3 - Topragin verilecegi koyluye topragi isletebilme bilinci ve egitimi verilmeli, 5 - Mutlaka denetim mekanizmasi kurulmali. `Soylemden oteye gecmez' Diyarbakir'daki ikinci duragimiz Ziraat Odasi oluyor. Oda Baskani Misbah Birel epey umutsuz. Birel'e gore bu proje "soylemden oteye gidemez." Birel, toprak verilen kisinin traktor, bicer, gubre ve krediyle desteklenmedigi surece kacinilmaz sonucun topragin yine "guclulerin" eline gecmesi oldugunun altini ciziyor ve sanayi yatirimlarina yonelinmesi onerisini getiriyor. `Ecevit oy pesinde' Diyarbakir'daki bu temaslarimizin ardindan sorunun kaynagina gidiyoruz. GAP'la birlikte butun gozlerin cevrildigi Sanliurfa'nin Viransehir ilcesine bagli Yuceler (Kurtce adi Aliye) koyunde 5 bin donum topragi olan Bahri Ekinci'ye misafir oluyoruz. Ekinci bes kardesiyle birlikte bizi, haber vermeden gittigimiz halde son derece misafirperverce karsiliyor. Hemen konuya geciyor ve "Ecevit'in toprak reformu projesini gercekci buluyor musunuz" diye soruyoruz. Henuz orta yaslarda olan, gunde uc gazete okuyan ve "siyasi" bir dil kullanan aga, bir cirpida yanit veriyor: "Gercekci degil." Ve bunun gerekcelerini ekliyor: - Gecmiste reforma yonelik uygulamalar oldu. 1952'de oldu, 1960'larda oldu. Ama sonucta hep uretim dustu. Cunku bolunen topragin uretimi de dusuyor. Bakin biz burada bes kardes birlikte topragi isletiyoruz. Ama topragi bolmuyoruz, eger topragi bolecek olur, yani bir bakima kendi aramizda toprak reformuna gidecek olursak bizim de toplam uretimimiz azalir. Cunku azalan topragin maliyeti yukseliyor, isletilmesi guclesiyor. Bu durumda toprak alan koylu de topragi isletemedigi icin sonucta aldigi topragi da yine satmak zorunda kaliyor. Buraya yakin Eyupnebi'de de reform uygulamasi olmus. Toplam 1600 donum toprak 70 kisiye paylastirilmis. Traktorleri olmadigi, masraf yapamadiklari, sulamaya gecemedikleri ve yuzde 50'yle icara (kira) verdikleri icin aldiklari topragi satmak zorunda kaldilar. 200 donum toprak ekmek icin bes milyar harcama yapmak gerekiyor. Bu kadar parayi hangi koylu verebilir? Ayrica topragi genis olan toprak disindaki kazanclarini toprak icin ayirabiliyor. Ornegin bir sene topragi dinlendirebiliyor. Ama koylu bunu yapamaz. Topragi dinlendirmeye biraktigi yil ac kalir, bu nedenle surekli ekim yapar ve verim duser. "Agam Ecevit'in bu proje konusunda israrli oldugunu biliyorsunuz" diyoruz. Bahri Aga bu kez "siyasi bir dille" devam ediyor: -"Bana gore Ecevit 1977'den sonra bolgede kaybettigi oy tabaninin yeniden yakalamayi amacliyor. Bir bakima oy avciligi yapiyor. Ancak Guneydogulunun bunlara kanmadigina inaniyorum. Ecevit'in dusuncesi eski Sovyetlerdeki Kolhoz sistemi veya Irak ve Suriye'deki Baas rejimi uygulamasidir." Sinirlama getirilebilir - Bahri Aga, topraksiz koylu ne olacak? - Koylu zaten pamuk ve findik toplamaya gitmeyi tercih ediyor. Topragi olan kisiler bile Cukurova'ya pamuk toplamaya gidebiliyor. Fakat su yapilabilir: 10 bin donumden fazla topragi olan kisilere sinirlama getirilebilir. "Koylu de sizin gibi mi dusunuyor?" diye soruyoruz. Bahri Aga, o ana kadar yaninda sessizce oturan bizim de "bir aile buyugu" sandigimiz yasli kisiye donerek "Buyrun kendisine sorun, Abbas Bey bizim yanimizda calisan bir koylu" diyor. Turkce konusamayan Aga'ya sorumuzu Kurtce yoneltiyoruz: - Toprak verilirse isletebilir misiniz? Soruyu Kurtce sormamiz o ana kadar sikilgan duran Abbas Ergic'i rahatlatmis olmali ki, (sonradan Burhan'in dedigine gore gozleri parlayarak) kisa ama net bir yanit veriyor: - Herseyi bize birakirlarsa elbette yapariz. Ama topragin yaninda bir destek verilmezse ben de topragi yuzde 50'yle ortakliga vermek zorunda kalirim. Abbas Ergic'in konusmasiyla sorunun "dogal taraflari" olan aga ve koylu de yan yana gelmis oluyor. Bizim Burhan da bu sahneyi kacirmiyor ve basiyor deklansore. Sistem degismezse Abbas Ergic biraz durduktan sonra adeta bir sevinc icinde yeniden konusmaya basliyor: - Hokumet, bize kuru toprak verecegine Ciftligi versin. ilk anda anlamiyoruz ama "Ciftlik" dedigi Urfa'nin unlu Ceylanpinar Devlet Uretme Ciftligi. Bahri Aga, yaninda sulama isinde kurekcilik yapan Abbas'in talebine yorum getiriyor: - Koylu sunu iyi biliyor. Kendisine Sedat Bucak'in topragini istedigin kadar ver. Ama, eger feodal yapi degismezse; bu koylu gidip o topragi isletemeyecegini, baski altinda kalacagini biliyor. Bu nedenle kolay olani, Devletin Ciftligini istiyor. Bahri Aga'nin bu sozlerini daha sonra Bismil'de konustugumuz topraksiz bir koylu olan Zennun Caliskan cok daha ozlu ve anlasilir acikliyor: - "Bolgeden giden milletvekilinin aga, bey, seyh olmasi engellenemedikten sonra ne reform olur, ne proje. Cunku bu gidenler buradaki sistemin degismesini oncelikle kendi cikarlari acisindan istemez. Kisacasi, bu sistem degismeden hicbir sey degismez. Ancak bu sistem degisirse bu reformlar yapilabilir. YARIN: 45 cocuklu aganin reformu..
Geri