![]() |
|||||||||||
|
Jêhat Bêrtî/MHA Dag ise, zaten dagda yasiyoruz da, nereden çikti simdi böyle dag üzerine bu kadar kafa yormak? Sunu ögrenmemis miydim daha daga geldigim ilk gün: “Dagda yasanilir, sadece yasanilir; büyük bir zevkle!” Kela Sin zozanlarinda günesin batisini BKC`nin namlusundan büyük bir huzurla izleyen bizim koçere; “Simdi ne düsünüyorsun?” diye sormustum. Kocer, “Ya heval Jehat, birak simdi keyfimize tas koymayi. Böyle bir manzara ancak seyredilir. Düsünülmez. Beynim durmus. Biliyorsun, yüregin de dili yoktur. Onun için sen de gel ve bak… ama sadece yüreginle, düsünmeden…” demisti. Bakmistim…ve galiba anlamistim. Nasil mi? Yine koçerin deyimiyle, “Vallahi bilmiyorum...” Peki, simdi neden düsünüyorum? Yine bir daglinin deyimiyle, “Allah`in Avustralya`sindan kalkip gelmis ve ha bire bu daglarda yol tepen, bize de teptiren bir Allah`in Berti`si, dag üzerine ne düsünüyor?” diye sormustu. Bende düsündüm. Neler geldi aklima…neler! Sasirdim! Bir insanin kirk yillik hayali ayni kandan ve ayni soydan gelen baska birisi için nasil insani çürüten bir gerçeklik olur? Sasirdim! Yine diyorlar ki, Kürt gerillasini dagdan indireceklermis! Daha çok sasirdim! Sözde daglarda pel perisanmislar da, onlari bu perisanliktan kurtaracaklarmis! Bizim genç Murat`in yüzünde hüzünlü bir tebessüm belirdi; “Biz mi perisaniz?” diyor ve elindeki plastik siseden su, seker ve tuz karisimindan yapilmis bir yudum , ‘gerilla gazozu' içiyor. Ve yüzündeki tebessüm yogunlasip, gözlerinde bir piriltiya dönüsüyor: “Allah cümle alemi perisan etmesin!” diyor. Hepimiz gülüyoruz. Dag… dag demek, mana demektir. Mana, biliniyor. Anlamdir ama ilk insan düsüncesinde (animizm)de ruh anlamina geliyor. Ve yine daglinin yorumuna göre mana, büyük ihtimalle: ‘ma' kökünden yani anadan geliyor. Yasam veren. Yasam veren, anlam verendir. Anlamsiz yasam, yasamsiz anlam. Daga siginan ve dagdan kaçan arasindaki tüm çeliskidir. Dag ve mana dedik ya, her dagin bir manasi var; bir hikayesi, bir ruhu… Evdal Kuvi`ye tirmaniyoruz. Yolda ha bire konusuyoruz; “Evdal Kuvi nedir?” eteklerindeki zomlarindan birisinde gördügümüz bir yasli koçer, “Heval…” diyor. “Onun adi Evdal Kuvi degil Evdal Romi`dir. Kafirler ile Sahabenin savasindaki bir sehitten almis ismini.” Bir çoban görüyoruz. Önce bir sigara ikram ediyor ondan sonra: “Evdal Kuvi büyük bir ask hikayesidir. Askindan daglara vurmus ve bu dagin zirvesinde bir pezkuvi (yaban keçi) kiliginda gördügü sevgilisinin pesinden kosarken düsen bir mecnundan almis ismini.” diyor. Baska bir köylüden ögreniyoruz ki, diger ismi ‘Julia' imis Evdal Kuvi`nin. Rivayete göre ordusunu bu daglara vuran, o deli Iskender`in en sevdigi karisi ölünce dagin zirvesine gömmüs. O gün bugündür de adi Julia olmus Evdal Kuvi`nin... Velhasil bir çok adi ve hikayesi var. Evdal Kuvi`nin gün batimini izlemek için tirmanisimizi hizlandiriyoruz. Hafiften bir serinlik çöküyor. Rüzgar hafiften ürpertiyor bizi. O ürperti ile çevremize bakiyoruz. Birbirimize bakiyoruz. Her sey çok farkli görünmeye basliyor gözlerimizde. Birden her sey mana kazaniyor. Tebessüm eden taslar, mirildanan dikenler, tepemizde dolasan kartallarin haykirislari... hepsi mana kazaniyor. Yoksa onlarin zaten manasi vardi da biz mi zirveye yaklastikça, yeni manalar ediniyoruz? Ama su ortak bir duygudur; dag, her seye kendi manasini veriyor. Derin bir huzur, biraz cosku, biraz hüzün... Yasanan savaslari düsünüyoruz. Etrafimizdaki tepelere, daglarin doruklarina bakiyoruz. Her tepede, her yamaçta her vadi de düsenlerimiz geliyor aklimiza. Bütün canliliklariyla bizimle beraber tirmaniyorlar. Onlar en güzellerimizdi... Güzelliklerini bu daglardan almislardi. Düsünüyoruz. Belki de diyoruz, “Onlar bu daglara güzellik katmistir.” Hava agirlasiyor. Hepimiz bunu hissediyoruz. Gerillanin böyle havalari dagitmak için bire bir derman olan esprisi patliyor bir arkadasin dudaklari arasindan: “Heval dikkat edin! Her an bir ayi çikabilir karsimiza. Sonra Rubare Hurce`den beter olursunuz.. Valla dört saatte çiktigimiz yolu Einstein`a parmak isirtacak bir hizla geriye gidebiliriz.”. Herkes gülüyor. Her birimizin aklina birden bire onlarca ayi hikayesi gelmeye basliyor. Duydugum hikayelerin gerçek olabilecegi ihtimaliyle heyecanlanip tebessümle etrafima bakiyorum. Bu arada arkadaslar burkulan ve balon gibi sisen ayagimin verdigi aciyla titreyen dizlerimi kesinlikle yorgunluguma bagliyorlar. Devam edecek Geri |
|
||||||||||