Bucak Asireti
yillardir Devlet'ten aldiklari silahlarla, bagli olduklari bölgelerde
terör estiriyorlar. Devlet'ten aldiklari bu güc ile
yapmadiklari cirkinlik ve ahlaksizlik kalmamis. Bunlarin basinda,
Hirsizlik, Soygun, Tecavüz, Adam kacirma, Adam öldürme,
Kiz kacirma, Köy basma ve harac toplamayi siraliyabiliriz.
Her nedense ve var olan bir gercekte, Devlet'in elli kolu bagli
olarak, bu alcaklarin isledikleri tüm suclara göz yummasidir.
Bu suc makinalari 2004'ün ilkbaharinda Beritan
asiret'inin 340 koyununu zorla calarlar ve bunlardan sadece 20
tanesini geri veriyorlar..
Bucak Asiret'in koruculari koyunlarimizi caldilar, Karakol'a gittik,
kovdular.
Hüznü Morkoyun
anlatiyor;
2004 ilkbaharinda Bingöl'den hayvanlarimizi
alip, Urfa'nin Hilvan ilcesinin yaylarina götürdük.
Buralarda baharin erken gelmesini bir avantaj sayarak, gittik.
Tabi bunun bir dezavantaja dönüsecegini bilmezdik. Bucak
Asiret'inin basimiza getirmedikleri kalmadi.
Oglum ve yegenim hayvanlari otlamaya gidiyordu.
Amacimiz, buranin ilkbahar yesiliginden yararlanip, hayvanlarimizi
daha iyi sartlarda otlatmakti. Zaten otlatma parasinida vermistik.
Bir gece hic ummadigimiz bir sirada "Bucak
Asiret'in" koruculari tarafindan baskina ugradik. Saldiri
bizi soke etmisti. Ne yapacagimizi bilmiyorduk ve caresizdik.
Carasizlik bizleri kahrediyordu. Ama yapacak hic birseyde yoktu.
Oglumun ve yegenimin ellerini ve ayaklarini bagliyarak,
dövdüler ve hakaret ettiler. Hayvanlarimizin yarisini
zorla alip gittiler, yani tam 340 büyük bas hayvanimizi
caldilar(Koyun). O gece sabaha kadar acilar icinde kivranip durduk.
Sabahin ilk isiklari ile birlikte, yani ertesi gün Karakol'a,
bunlari sikayet etmeye gittik. Suclulari sikayete giderken, nerdeyse
suclu duruma düsüyorduk.
Karakol'dan aldigimiz cevap, siz nasil böyle
bir sey diyebilirsiniz diye bizi terslediler.Bize bir sürü
hakaret ettiler ve agizlarina geleni söylediler. Sasirmistik.
Devletimizden yardim istemeye gelmistik, ama yardim yerine azar
isitmistik.
Bize, Bucak koruculari böyle bir sey yapmaz
dediler. Anliyacaginiz bizi Karakol'dan kovdular. Ortada kalmistik.
hayvanlarimizi alamiyacagimizi anlamistik. O gün, hic bir
sonuc elde etmeden, evlerimize geri gelmistik.
Sonra tekrar Karakol'a gittik ve yine ayni cevabi
aldik. Karakol'da gereken destegi almiyacagimizi anlayinca, tekrar
evlerimizin yollarini tuttuk. Daha sonra bu Bucak Asireti ile
arasi iyi olan köyün ileri gelenleri devre soktuk.
Köyün illeri gelenlerini kirmiyarak, 340
koyundan bize vere vere sadece 20 tane geri verdiler. Geri kalanlarin
hepsini gasp ettiler ve vermediler. Buda yetmedi, arada bir kac
gün gecmeden Bucak koruculari ve Özel Tim elemanlari
yaylaya geldiler ve bizi tehdit ettiler. Bununla da kalmadilar
bizi zorla yaylada kovdular.
Baska bir caremiz kalmayinca, tekrar Bingöl'e
geri dönmek zorunda kaldik.
Var olan koyunlarimizin cogunu Bucak Asiret'i korucularina kaptirinca,
geri kalan bir kac tanesini ise satip, borclarimizi ödemek
zorunda kaldik. Bununla birlikte bizim de sonumuz oldu.
Sivan Bêrtî 21-06-2004 |